İçeriğe geç

Buzluktan çıkan mayalı hamur nasıl çözülür ?

Mayalı Hamura Neden Şeker Konur? Kayseri’de Bir Öğle Sonrası

Kayseri’de her şey bir şekilde anıların içinden geçer. Şehir, kendi havasında, kendi dilinde, sessiz ama derinden akar. Bazen sabah kahvemi yudumlarken, bazen ise mutfakta annemin yanında hamur yoğururken bulurum kendimi. Bugün, o sabahki gibi basit bir günün içinden, aslında tüm hayatı sorgulayan bir soruya takıldım: Mayalı hamura neden şeker konur?

Sormak için duraksadım, ama sonra fark ettim ki bu soru, sadece ekmek yapmanın matematiksel bir sorusu değilmiş. Bu sorunun içinde bir arayış var, bir keşif var. Beni çocukluk yıllarıma götürecek, mutfakta annemle geçirdiğim zamanlara, her şeyin ne kadar basit ve saf olduğu o anlara. Sadece mayalı hamura değil, hayatın ta kendisine şeker koyuyorum gibi hissediyorum.

Şekerin Gizemi ve Mayanın Yükselişi

Bir yaz günü, yıllar önceydi. Kayseri’nin sıcak öğle güneşi penceremden içeri sızarken, annem mutfakta hamur yoğuruyordu. Zihnimde, annemin ellerinin dansını hala hatırlıyorum. O eller, sadece hamur yoğurmakla kalmaz, bir hayatı şekillendirir gibiydi. Ben de mutfakta ona yardım ediyordum. Annem ekmeğin mayasını hazırlarken, bir yandan da şeker ekliyordu. O sırada sormuştum: “Anne, neden mayalı hamura şeker koyuyorsun?”

Anneme bakmıştım. Gözlerinde, bana anlatacağı bir şeyler vardı ama her zamanki gibi uzun bir cümle kurmamıştı. Sadece gülümsedi ve “Mayalı hamura şeker koymak, mayanın canlanması için gerekiyor, tatlı bir dokunuş gibi düşün. Hayat da öyle, bazen bir şeyin canlanabilmesi için biraz tatlılık lazım, biraz umut…” demişti. O an, o kadar basit ve derin bir şey söyledi ki, daha fazla sormadım, ama sorum hep aklımda kaldı.

Her seferinde annemin hamur yapışını izlerken, sadece hamurun yükselmesini değil, bu küçük ama güçlü tatlılık dokunuşunun da ne anlama geldiğini düşünmeye başladım. Şekerin hamura katılması, maya ile birlikte bir dönüşüm yaratıyordu. Bir tür uyandırma, hayata yeniden başlama gibi.

Şeker ve Hayatın Kendisi

Zamanla fark ettim ki, bu basit işlem sadece ekmek yapma konusunda değil, hayatımda da ne kadar önemli bir yere sahipti. Şeker, bazen birinin gülümsemesi gibiydi; hafif, tatlı, bazen de kaybolan bir dokunuş. Bazen hayatta hiçbir şeyin canlanmadığı, her şeyin donmuş gibi hissettirdiği anlar olur. Tam o zamanlarda, şekerin eklenmesi, hayatın mayalanması gibi bir şeydi. Birkaç damla umut, bir miktar tatlılık, ama asıl mesele maya… Onun uyanabilmesi için.

Kayseri sokaklarında, annemin ekmeklerini dışarıdan izlerken bir sabah, bir anı belirdi. Çocukken her sabah kahvaltıdan sonra annemin ekmeğiyle birlikte beyaz peynir yediğimiz, o eski evin mutfağındaki kokuyu hatırladım. O an, sanki mayalı hamurda şekerin bir simge olduğunu, hayatın her anında bir tatlılık aradığını fark ettim.

Hayat bazen sert, bazen acı olabilir. Birileriyle kırıldığında, ya da bir şeylere ulaşamadığında, bu dünyada bir maya gibi hamurla yoğrulmuş gibi hissedersin. Ama işte o zaman şekerin tatlı dokunuşu, hayatı biraz daha katlanabilir kılar. Şeker, o tatlılık, hamurun (ya da hayatın) yükselmesini sağlayan bir güçtür.

Şekerin İçindeki Duygular

Bir süre sonra şekerin sadece mayayı canlandırmak için değil, aynı zamanda bana hayatın ne kadar basit ama güçlü olduğunu hatırlattığını fark ettim. Şeker eklerken, aslında kaybolan anılarımla, kırık kalbimle, umutlarım ve hayal kırıklıklarım arasında bir köprü kuruyordum. Şeker, aslında bana geçmişin tatlı anılarını geri getiriyordu. Birbirinden çok uzak olan o küçük anlar, annemin mutfakta, bir yanda ekmek yoğururken, bir yanda da bana “Hayatın tatlı yönlerini unutmamalısın,” dediği anı hatırlatıyordu.

Bazen en sevdiğimiz yemeklerin ya da tatların ardında, bizi bize hatırlatan, hayatın içindeki kaybolmuş parçalar vardır. Kayseri’de büyürken, annemle ekmek yaparken, aslında farkına varmadım ama her hamur yoğurdukça, her şeker eklediğimde, hayatımda şekerin, o tatlı ama güçlü etkileşiminin ne kadar önemli olduğunu anlamaya başladım. Şeker, yalnızca ekmeği kabartmakla kalmaz, her parçası, her dokunuşu, insanın ruhunu da canlandırır.

Bir Sonraki Adımda

O sabah, mutfakta annemin şekerle mayalı hamuru yoğurduğunu düşündüm ve aklıma o eski sorum geldi: Mayalı hamura neden şeker konur? İçimden bir ses şunu söyledi: Şeker konur çünkü hayat da böyledir. Maya bazen donmuş olabilir, yorgun olabilir, ama şeker, yani tatlılık, ona yeni bir yaşam verir. Bazen hayatta bir şeyin mayalanması için, canlanması için biraz şeker gerekebilir.

Bunu ilk defa net bir şekilde anladım. Belki de bu yüzden annem her zaman o ekmeği yaptıktan sonra bana tatlı bir gülümseme bırakır, çünkü o an şekerin gücünü, mayanın yükselmesini, hayatın ne kadar basit ve derin olduğunu hatırlıyordu.

Her şeyin bir adı vardı, ve şekerin adı hayatın bir parçasıydı. Mayalı hamura şeker konur, çünkü hayat da tatlılık ister, biraz umut ister. Yükselmek için biraz tatlılık gerekir. Her şeyin yükseldiği bir dünyada, o tatlı dokunuş, yaşamın kendisine dönüşür.

Ve işte, o sabah, Kayseri’nin sessiz sokaklarında, annemin mutfağındaki ekmek tahtasının önünde, şekerin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anladım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasino güncel giriş