İçeriğe geç

Uyuşturucu cezanın kaçta kaçı yatılır ?

Uyuşturucu Cezasının Kaçta Kaçı Yatılır? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir İnceleme

Sokakta Gördüğüm Bir Sahne ve Başlangıç

İstanbul’da yaşıyorum ve her gün şehirdeki farklı köşelerden hayatın çarpıcı bir şekilde yüzüme vurduğunu hissediyorum. Sokakta yürürken, toplu taşımada, iş yerimde gördüğüm manzaralar, yaşadığım toplumun çelişkilerini bana sürekli hatırlatıyor. Bir sabah, metrobüste bir adamın sarhoş olduğunu gördüm. Herkes ona olumsuz bakıyor, uzak durmaya çalışıyordu. Ama ne farkı vardı, dedi içimden? Uyuşturucu kullanmış biriyle alkol almış birinin suçları farklı mı? Ya da toplumsal bakış açısı onları farklı şekilde mi şekillendiriyordu?

İstanbul’un farklı köylerinden, mahallelerinden gelen farklı insanlar arasında bu sorunun yanıtı da değişiyor. Uyuşturucu cezasının ne kadarının yatılacağı, sadece yasal bir konu değil; aynı zamanda sınıf, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletin de bir yansımasıdır. Uyuşturucu cezanın kaçta kaçı yatılır? sorusu, belki de bu adaletin hangi gruplar için ne kadar eşit olduğunu anlamanın bir anahtarıdır.

Toplumsal Cinsiyet ve Uyuşturucu Cezaları

Kadınlar ve erkekler, uyuşturucu cezaları konusunda çok farklı bir deneyim yaşıyor. Bunu, İstanbul’daki bir sokak sohbetinde fark ettim. Bir grup kadın, uyuşturucu kullanımının genellikle erkeklere özgü bir şey olarak görülmesinden şikayet ediyordu. Kadınların sokakta veya gece hayatında uyuşturucu kullanmaları, toplumsal olarak daha fazla yargılanıyor. Bir erkek için belki de bir yaşam tarzı ya da cesur bir tavır olarak görülebilen bir şey, bir kadın için “ahlaksızlık” ya da “suç” olarak etiketleniyor. Bu farklı bakış açıları, cezaların uygulanmasında da kendini gösteriyor. Kadınların, çoğu zaman ailevi baskılar nedeniyle cezalarını daha uzun süre çekmesi, ya da çok daha ağır bir şekilde cezalandırılmaları, toplumsal cinsiyetin ceza yargılamasında ne kadar etkili olduğunu gösteriyor.

Birçok kadın, özellikle de düşük gelirli mahallelerde yaşayanlar, uyuşturucu suçları nedeniyle cezaevine girdiğinde, toplumsal olarak yargılanan ikinci bir kimlik de edinmiş oluyorlar. Cezaevine girmeleri, dışarıdaki yaşamlarını da doğrudan etkiliyor. Aileleri, arkadaş çevreleri ve sosyal çevreleri, onları suçlu ya da tehlikeli olarak etiketliyor. Toplumun bu bakış açısı, onların cezaevindeki cezalarını daha da ağırlaştırıyor.

Çeşitlilik ve Etnik Kimlik: Uyuşturucu Ceza Adaletsizliği

Farklı etnik grupların karşılaştığı ayrımcılık, uyuşturucu suçlarında da kendini gösteriyor. İstanbul gibi çok kültürlü bir şehirde, özellikle etnik azınlıkların, yabancıların ve göçmenlerin, uyuşturucu suçlarıyla suçlanma oranları daha yüksek. Gözlemlerime göre, özellikle Suriyeli mülteciler, düşük gelirli mahallelerde daha fazla gözaltına alınıyor ve suçlu bulunuyor. Uyuşturucu kullanımına karışanların daha fazla dışlanması, cezaevine girmeleriyle sonuçlanabiliyor.

Ayrıca, etnik kimlik ve toplumsal cinsiyet bir araya geldiğinde, uyuşturucu cezasının daha farklı bir hale geldiğini görüyoruz. Örneğin, İstanbul’daki göçmen mahallelerinden gelen bir gencin uyuşturucu kullanması, genellikle daha ağır bir şekilde cezalandırılıyor. Yasal süreçlerdeki önyargılar, çoğu zaman adaletin gerisinde kalmasına yol açabiliyor. Bu da, uyuşturucu cezanın kaçta kaçı yatılır? sorusunun, sadece cezanın ne kadarını çekmeniz gerektiğiyle ilgili bir mesele olmadığını, aynı zamanda içinde yaşadığınız toplumsal yapıyla doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor.

Sosyal Adalet: Yoksulluk ve Uyuşturucu Ceza Oranı

Birçok genç, özellikle de düşük gelirli mahallelerde yaşayanlar, uyuşturucu kullanma eğiliminde. Bunu her gün gözlemliyorum. Toplumda yoksulluk ve uyuşturucu kullanımı arasındaki ilişki, pek çok araştırmada da karşımıza çıkan bir olgu. İstanbul’un kenar mahallelerinde, özellikle de gençlerin uyuşturucuya daha kolay ulaşabildiği yerlerde, sosyal adaletin ne kadar eksik olduğunu görmek çok acı verici. Uyuşturucu cezası, genellikle bu gençlerin hayatını karartıyor ve cezanın tamamının yatılması bekleniyor.

Birçok sokak çocuğu ve yoksul ailelerin çocukları, uyuşturucuya daha kolay erişebiliyor. Bu noktada, toplumun onları dışlayıcı tavrı ve ceza sisteminin uygulamaları devreye giriyor. Toplumsal cinsiyet, etnik kimlik ve ekonomik durum, adaletin nasıl işlediğini etkileyen faktörler arasında. Yoksulluk, bu grupların sosyal adalet önünde daha fazla engel ile karşılaşmalarına neden oluyor. Cezaevine giren bir genç, sadece bir suç işlemiş olmakla kalmaz, aynı zamanda cezaevindeki koşulların zorlukları da onların yaşamlarını daha da zorlaştırır. Oysa zengin mahallelerden gelen bir genç, çoğu zaman daha hafif cezalarla ya da rehabilitasyon gibi olanaklarla bu süreci atlatabiliyor.

Sonuç Olarak

Uyuşturucu cezasının kaçta kaçı yatılır? sorusu, aslında çok daha büyük bir sorunun parçasıdır: Adalet sistemi, farklı gruplara nasıl davranıyor? Bu soru, toplumsal cinsiyet, etnik kimlik, sınıf ve sosyal adalet arasındaki ilişkiyi anlamak için bir pencere açıyor. Toplumsal bakış açısının, adaletin nasıl uygulandığını doğrudan etkilediğini görmek çok önemli. Bu sorunun cevabı, sadece cezaevindeki süreyle ilgili değil; aynı zamanda toplumsal yapının bu suçlulara nasıl baktığıyla, onların bu suçları nasıl yaşadığıyla ilgilidir. Adaletin eşit olup olmadığını sorgulamak, toplumu daha adil bir hale getirmek için attığımız adımların başında yer almalı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasino güncel giriş