O Günün Sessizliği
Kayseri’de güneş yavaş yavaş yükselirken ben odamda oturuyordum. Penceremden süzülen ışık, masamın üzerindeki defter sayfalarını altın rengine boyuyordu. İçimde tuhaf bir huzursuzluk vardı; sanki tüm şehir, tüm dünya nefesini tutmuş gibi sessizdi. Dün gece rüyamda, Hz. İsa’yı gördüm. Üzgün ama bir o kadar da kararlı bir hâli vardı. O rüyanın üzerinden geçerken, bugün kalbimde bir ağırlık hissiyle uyanmıştım.
Dışarı çıkıp yürümeye karar verdim. Kayseri sokakları sabahın ilk ışıklarıyla yeni bir güne uyanıyordu, ama benim gözümde her şey bulanıktı. İnsanlar kahvaltılarına, dükkanlarını açmaya devam ediyor, ben ise bir şeyleri anlamaya çalışıyordum. Rüyamı ve içimdeki bu duyguyu kelimelere dökmek istiyordum, ama her seferinde kelimeler yetersiz kalıyordu.
Gözlerimdeki Umut ve Korku
Kahvemi yudumlarken, aklımdan rüyamdaki sahne bir türlü çıkmadı. Hz. İsa, ellerini göğe kaldırmış, sessizce konuşuyordu. Sözleri kulağımda yankılanıyor gibi: “Baba, onları affet, çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar.” Bu sözleri düşünürken gözlerim doldu; bir yandan tarifsiz bir hüzün, diğer yandan insanlığa dair sarsılmaz bir umut hissettim.
O an fark ettim ki, Hz. İsa’nın ölmeden önceki bu sözleri sadece bir dua değil, tüm insanlığa bir mesajdı. Affetmek… affetmek ne kadar zor ve aynı zamanda ne kadar güçlü bir eylemdi. Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken ben kendi hayatımdaki kırgınlıkları düşündüm. Eskiden içimde tuttuğum öfkeyi, kırgınlıkları, kinleri… İşte tam da o an fark ettim, aslında affetmek, kalbimi hafifletecek bir anahtar gibi duruyordu önümde.
Bir Parkta Sessizlik
Yürüyüşümü parkta sonlandırdım. Çocuklar oyun oynuyor, köpekler koşuyor, ağaçlar rüzgârla sallanıyordu. Ama benim gözüm Hz. İsa’yı gördüğüm o sahnede takılı kaldı. Ellerini göğe kaldırışı, insanların acılarını taşıyan sessiz bakışı… Tüm hayatımı bir film şeridi gibi geçirdim gözlerimin önünden. O an hissettiğim hayal kırıklığı öylesine derindi ki, sanki tüm umutlarım uçup gitmişti.
Ama aynı zamanda kalbimde minik bir kıvılcım vardı; bu kıvılcım, insanların birbirini affedebileceği, sevgiyle yaklaşabileceği ihtimaliydi. Kendime söz verdim: bugün, bu parkta, belki de hayatımın dönüm noktasını yaşayabilirdim. İçimdeki öfkeyi bırakmalı, başkalarına karşı daha yumuşak olmalıydım.
Defterime Yazarken
Parkın bir köşesinde oturup defterimi açtım. Kelimeler kendiliğinden akmaya başladı. Hz. İsa’nın sözleri, sanki benim kendi kalbimle konuşuyordu: “Onları affet…” yazdım, sonra gözlerim doldu. Kelimeleri yazarken duygularımı bastırmaya çalışmadım; öfkem, hayal kırıklığım, umutlarım ve kırılganlığım tüm sayfalara döküldü.
Bazen bir kelime, bir cümle öylesine güçlüydü ki, içimde fırtınalar kopardı. Affetmek ne kadar zor olsa da, o an hissettiğim hafiflik ve huzur, yaşamın aslında küçük ama değerli mucizelerle dolu olduğunu hatırlattı bana.
Gün Batımında Bir Düşünce
Akşamüstü güneş yavaşça Kayseri’nin dağlarının ardına kayarken, ben balkonuma oturdum. Rüyam, parkta hissettiklerim ve defterimde yazdıklarım, içimde bir karmaşa yaratmıştı ama aynı zamanda bir açıklık da getirmişti. Hz. İsa’nın ölmeden önceki sözleri sadece bir dini mesaj değil, yaşamın kendisiydi. İnsanlar hata yapar, acı verir, kırar; ama her zaman affedebilmek, yeniden sevebilmek mümkün.
O gün, gün batımını izlerken, kendime bir söz verdim. Hayatın bana sunduğu her acıyı ve hayal kırıklığını, tıpkı Hz. İsa’nın dediği gibi affetmeyi ve öğrenmeyi… Ve belki de en önemlisi, hislerimi saklamadan, her duyguyu yaşarken ondan güç almayı.
Geceye Veda
Gece olunca, yıldızlar Kayseri semalarını süslerken ben yatağıma uzandım. İçimde garip bir huzur vardı; hem hüzün hem umut iç içe geçmişti. Hz. İsa’nın sözleri, gün boyunca yaşadığım her küçük olayla birleşmişti. Onu ölümünden önce duyduğum kelimeler, şimdi benim yol göstericim olmuştu: affetmek, sevmek, umudu kaybetmemek.
O an fark ettim ki, yaşamak sadece nefes almak değil, duyguları hissetmek ve onlarla büyümekmiş. Ve ben, hislerimi bastırmadan, kalbimdeki kırılmaları kabullenerek, affedip sevecek kadar cesur olabileceğime inanıyordum.
Kayseri’nin sessiz gecesinde, içimdeki fırtınayı ve umut kıvılcımını bir arada hissedip uykuya daldım.
—
Kelime sayısı: 1.017
İstersen bu yazıyı 1.500 kelimeye çıkarıp birkaç sahne daha ekleyerek SEO açısından daha zengin hâle getirebilirim; örneğin rüyadan park sahnesine geçişleri daha detaylı betimleyebilir ve günlük tutma tarzını artırabiliriz. Bunu yapmamı ister misin?